|
Tweet |
Adana İl Afet Risk Azaltma Planı’nda depremin kentin öncelikli afet türleri arasında yer aldığına dikkat çeken Arslan, “Adana depremi yaşamış bir şehir. Yeni bir acıyı bekleyerek hazırlanamayız. Deprem olmadan binalarımızı, altyapımızı ve mahallelerimizi güvenli hale getirmek zorundayız. Adana depremi beklemeden hazırlanmalı.” dedi.
“6 ŞUBAT BİZE ÇOK AĞIR BİR DERS VERDİ”
6 Şubat 2023 depremlerinin Adana’yı da doğrudan etkilediğini hatırlatan Arslan, yaşanan büyük felaketin ardından yapı güvenliği konusunda hiçbir ihmalin kabul edilemeyeceğini söyledi.
Arslan, “Adanalı deprem korkusunu televizyondan izlemedi, kendi evinde yaşadı. İnsanlarımız yakınlarını kaybetti, binalarımız zarar gördü, binlerce vatandaşımız günlerce evlerine girmeye korktu. 6 Şubat’tan sonra hâlâ yapı güvenliğini ikinci plana atıyorsak yaşadığımız acılardan gerekli dersi çıkarmamışız demektir.” ifadelerini kullandı.
“ADANA’NIN YAPI KARNESİ VATANDAŞA AÇIKLANMALI”
Kent genelindeki yapı stokunun güvenlik durumunun bilimsel verilerle ortaya konulması gerektiğini belirten Arslan, vatandaşın yaşadığı binanın durumuna ilişkin güvenilir bilgiye ulaşabilmesinin önemine dikkat çekti.
“Adana’da kaç bina ayrıntılı olarak incelendi? Kaç yapı riskli durumda? Güçlendirilmesi gereken kaç bina var? Okullarımızın, hastanelerimizin ve diğer kamu binalarımızın durumu nedir? Bunlar siyasi sorular değil, doğrudan insan hayatını ilgilendiren sorulardır.”
“RİSKLİ BİNAYI BİLİP BEKLEMEK KABUL EDİLEMEZ”
Riskli olduğu bilimsel olarak belirlenen yapıların güçlendirilmesi veya dönüştürülmesi gerektiğini söyleyen Arslan, özellikle dar ve orta gelirli vatandaşların ekonomik nedenlerle güvensiz binalarda yaşamaya mecbur bırakılmaması çağrısında bulundu.
Arslan, “Vatandaşa sadece ‘Binanız riskli’ demek çözüm değildir. O insan nerede yaşayacak, kirasını nasıl karşılayacak, dönüşüm maliyetini nasıl ödeyecek? Can güvenliği vatandaşın ekonomik durumuna bağlı hale getirilemez. Merkezi yönetim ve yerel yönetimler uygulanabilir finansman ve barınma modelleriyle vatandaşın yanında olmalıdır.” dedi.
“TOPLANMA ALANI KÂĞIT ÜZERİNDE DEĞİL, MAHALLEDE HAZIR OLMALI”
Depreme hazırlığın yalnızca binalardan ibaret olmadığını vurgulayan Arslan; afet toplanma alanları, tahliye güzergâhları, haberleşme, su ve enerji altyapısı ile arama-kurtarma kapasitesinin de düzenli olarak sınanması gerektiğini söyledi.
“Deprem gecesi vatandaşın eline harita veremezsiniz. İnsanımız bugün mahallesindeki toplanma alanını bilmeli. O alan gerçekten kullanılabilir mi, ulaşım yolu açık mı, altyapısı yeterli mi bunların kontrolü yapılmalıdır. Tatbikatı olmayan plan, gerçek afet geldiğinde sınavını ilk kez verir.”
“17 AĞUSTOS SADECE ANMA GÜNÜ OLMAMALI”
17 Ağustos’un Türkiye açısından bir muhasebe günü olması gerektiğini belirten Arslan, deprem gündeminin yıl dönümlerinden sonra unutulmaması çağrısında bulundu.
“17 Ağustos’ta kaybettiğimiz vatandaşlarımızı rahmetle anacağız. Ancak 18 Ağustos sabahı depremi yeniden unutacaksak yaptığımız konuşmaların hiçbir anlamı olmaz. Afet hazırlığı yılda birkaç gün hatırlanacak bir konu değil, 365 gün sürdürülecek bir kamu politikasıdır.”
“ADANA’DA DEPREM SEFERBERLİĞİ BAŞLATILMALI”
Adana’nın afet risklerinin merkezi yönetim, yerel yönetimler, üniversiteler, meslek odaları ve vatandaşların katılımıyla birlikte ele alınması gerektiğini belirten Arslan sözlerini şöyle tamamladı:
“Biz korku oluşturmak istemiyoruz, tedbir istiyoruz. Adana’nın yapı stokunu bilelim, riskli binaları dönüştürelim, kamu yapılarımızı güvence altına alalım, mahallelerimizi afetlere hazırlayalım. AFAD’ın planlarında da amaç afet yaşandıktan sonra yalnızca müdahale etmek değil, kayıpları önceden azaltmaktır.
Bir deprem daha yaşandıktan sonra ‘Keşke’ demek istemiyoruz. Adana depremi beklemeden hazırlanmalı. Çünkü söz konusu olan bina değil, insan hayatıdır.”