|
Tweet |
2026 yılı bütçesinde yaklaşık 2 trilyon 742 milyar liralık faiz ödemesi öngörüldüğüne dikkat çeken Ağaoğlu, “Bu faiz için ne kadar borçlanıldı? Bu borcun ne kadarı üretime, yatırıma, istihdama gitti?” sorularını yöneltti. Ağaoğlu’na göre, borçlanmanın büyük bölümü üretken alanlara yönlendirilmediği için işsizlik derinleşiyor, gelirler düşüyor ve toplum yoksullaşıyor.
“YATIRIM OLSAYDI BU KADAR İŞSİZLİK OLMAZDI”
Bir ülkenin kalkınmasının yatırım ve üretimle mümkün olduğunu vurgulayan Necmi Ağaoğlu, “Yatırım varsa iş gücü vardır, istihdam vardır. Bugün bu kadar işsizlik varsa bunun nedeni borcun yatırıma değil, faize ve günü kurtarmaya gitmesidir” dedi. Mevcut ekonomik tercihlerle Türkiye’nin büyümesinin mümkün olmadığını ifade etti.
“BU TABLO SİYASİ TERCİHİN SONUCUDUR”
Yaşanan krizin ‘farkında olunmama’ gerekçesiyle açıklanamayacağını belirten Ağaoğlu, yönetenlerin toplumdan koptuğu iddialarını da eleştirdi. “İnternete girseniz, sanal markete baksanız fiyatlar ortada. Sokakta gezmeye gerek yok. İnsanlar televizyonlarda, telefonlarda haykırıyor. Bunu görmemek mümkün değil” diye konuştu. Ağaoğlu,
“FAİZE GİDEN PARA, HALKIN SOFRASINDAN EKSİLEN PARADIR”
Faize ayrılan trilyonların doğrudan halkın refahından kesildiğini vurgulayan Necmi Ağaoğlu, “Faize giden her lira, emeklinin sofrasından, asgari ücretlinin cebinden eksilen paradır” dedi. Bu tercihin toplumsal maliyetinin çok ağır olduğunu belirten Ağaoğlu, sosyal devlet anlayışının fiilen terk edildiğini savundu.
DEVA Partisi olarak üretimi, yatırımı ve adil gelir dağılımını esas alan bir ekonomi anlayışını savunduklarını ifade eden Ağaoğlu, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
“Türkiye bu yoksulluğu hak etmiyor. Sorun kaynak değil, tercihtir. Bu borç-faiz düzeni değişmeden, vatandaşın yüzü gülmez.”